Geçmişten Günümüze Minareler: Osmanlı ve Selçuklu Üslubu

Minarenin Zaman İçindeki Yolculuğu

“Beyaz minareler ve esrarengiz eski evler, çatıdaki leylekler, çeşmedeki dilenci, Arnavut kaldırımları ve hepsinden önemlisi, masmavi gökyüzü ve yıldızlarla dolu gece sihrin ve romantizmin en önemli unsurları değil midir?” (Mazower, s.190)

Sizlere sunacağımız dört bölümlük Ramazan serisinde Minarenin özelliklerine, Osmanlı döneminden Babür ve Timur İmparatorluğu'na kadar uzanan köklü tarihine ve farklı üslupta inşa edilen minarelere göz atacağız.

Minare, modern Avrupa'da bir tasavvuf unsuru olarak tanınmadan önce, İslam'ın yayılmasıyla eş zamanlı olarak dünyanın farklı bölgelerinde kendine yer bulmuştur.

En eski minareler eski Yunan gözetleme kuleleri ve Hıristiyan kiliselerinin kuleleriydi. Mimaride minareye ilk olarak MS 661-750 yılları arasında Müslüman dünyasına liderlik eden Emevi Halifeleri tarafından yaptırılan Şam Ulu Camii'nde rastlanmaktadır. Başlangıçta minareler kıble duvarının karşısındaki duvarın orta kısmına yerleştirilirdi.

Ne yazık ki orijinal minare yapılarının çoğu günümüze ulaşamamıştır. Günümüzde varlığını koruyan minarelerin geçmişi ise 9. yüzyıla dayanmaktadır ve geçmişten bugüne ayakta kalan minareler çok farklı üsluplarda inşa edilmiştir.

Sivas ve Kayseri

Selçuklu döneminde inşa edilen küçük camilerin bile geometrik desenleri ve kaligrafileri ile dikkat çeken son derece süslü minareleri bulunmaktadır. Bunlar özellikle Sivas ve Kayseri'deki eski heybetli camilerde bulunmaktadır.

Sivas'taki Gök Medrese

Edirne

Edirne Osmanlı İmparatorluğu'nun İstanbul'dan önceki başkentidir. Şehrin en görkemli eserleri Sultan II. Selim (1566-1574) döneminde Osmanlı İmparatorluğu'nun en ünlü mimarı olan Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir.

Selimiye Camii'nin dört zarif minaresi 71 metre yüksekliğindedir. Tarihçiler, inşa edildikleri dönemde bunların dünyanın en yüksek cami minareleri olduğunu düşünmektedir. Kemer bordürlerindeki hat levhalar ve geometrik desenler çok sayıdaki pencereden sızan ışık ile aydınlanmakta, böylece ziyaretçilerin dikkatini ibadet alanının üstünde kalan kısımlar ve kubbe çekmektedir. Bu aydınlatma sistemi insanda uçsuz bucaksız bir yerde bulunuyormuş hissini oluşturmaktadır.

Edirne'deki Selimiye Camii

Konya

Türk minaresinin geçirdiği dönüşüme tuğla desenleri ve duvarlarda bulunan kitabeleriyle öne çıkan Buhara Kalyan Minaresi'nde şahitlik etmek mümkündür. Konya'daki İnce Minare ve Edirne'deki Selimiye Camii'nin minaresi Orta Asyalı Türkler tarafından inşa edilmiştir ve Anadolu Selçuklu üslubunu yansıtmaktadır.

İstanbul

Selanik'e gidip İstanbul'daki Osmanlı üslubunda yapılmış olan minarelere benzeyen göz kamaştırıcı yapılarla karşılaşmış olan seyahatseverler Osmanlı mimarlarının sıklıkla tercih ettiği ve kubbe şeklindeki çatıyı tamamlayacak şekilde tasarlanmış son derece uzun ve dar kuleleri görmüştür.

Başkent İstanbul'da, bir caminin minare sayısı, özellikle de padişahlar söz konusu olduğunda, camiyi yaptıranın statüsünü gösterirdi ve bu minarelerin tasarımları basitleştirilerek Anadolu'daki farklı illerde minareler inşa edilirdi.

Söz konusu minareler İstanbul'un Avrupa yakasından görülen, Haliç'teki Galata köprüsünün hemen karşısındaki İstanbul silüetini de şekillendirmiştir. Bu şekilde minareler imparatorluğun kültürel alandaki başarılarının ve dindarlığının simgesi haline gelmiştir.

İstanbul- Galata

Kendini ifade etme şeklinde göze çarpan bu etkileyici esneklik İslam'ın Orta Çağ'da ulaştığı engin coğrafyadan ve Fas ve Çin'e kadar uzanan egemenlik alanında çok çeşitli kültürlerle temas etmesinden kaynaklanmaktadır.

Süleymaniye Cami

Tepede bulunan bir diğer önemli cami Süleymaniye Camii'dir. Cami İstanbul'un en çok bilinen simgesel yapıları arasında yer almaktadır. 1520-1566 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'nu yöneten Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen bu büyük yapı Mimar Sinan'ın ünlü eserlerinden biridir. Turistik anlamda Sultanahmet Camii'ne göre daha geri planda kalsa da, caminin geniş kubbeli iç kısmı, İznik çinileri ile süslenmiş mihrabı, vitraylı pencereleri ve incelikli ahşap detayları ziyaretçilerine huzurlu bir ortam sunmaktadır.

Orijinal cami kompleksinin çevresindeki binaların hepsi restore edilmiş ve günümüze ulaşmayı başarmıştır. Dolayısıyla camiyi ziyaret ederek kentteki büyük camilerin Osmanlı İmparatorluğu sırasında nasıl göründüğünü hayal edebilirsiniz. Eskiden kompleksin içinde aşevi, medrese, han ve hastane bulunuyordu.

Ayrıca Sultan I. Süleyman ve eşi Haseki Hürrem Sultan'ın, üzerinde zarif işlemelerin bulunduğu mezarları da bu caminin zemininde yer almaktadır.

Gün doğumunda Süleymaniye Camii 

Sultanahmet Camii

Türkiye'nin en ünlü minareleri, İstanbul'daki Sultanahmet Camii'ne aittir. Heybetli kubbeleri ve minareleri ile, Sultanahmet Meydanı'nın diğer tarafında bulunan Ayasofya'ya rakip olan Sultanahmet Camii tarihi yarımadanın merkezinde yer almaktadır.

1603-1617 yılları arasında imparatorluğu yöneten I. Ahmet döneminde, Mimar Sedefkar Mehmet Ağa tarafından yaptırılan cami, Osmanlı İmparatorluğu'nun gücünü simgelemektedir. Camide altı minare olması, Mekke Ulu Camii'nin de altı minaresinin bulunmasından ötürü tartışmalara neden olmuştur. Geniş ibadet alanının süslemesinde 21.000 İznik çinisi kullanılmıştır. Caminin çinilerinde çok fazla mavi tonu kullanıldığı için turistler arasında burası Mavi Camii olarak da bilinmektedir. İstanbul'un turistik cazibe merkezleri arasında yer alan cami özellikle yaz aylarında gün boyunca ziyaretçilerle doludur. Akşamları daha az kişi geldiğinden dolayı camiyi ziyaret etmek için akşam saatlerini tercih edebilirsiniz. Turistler ve ziyaretçiler ana giriş yerine, güney kapısından ibadet alanına girebilmektedir.

İstanbul'daki Sultanahmet Camii

Rüstem Paşa Camii

Mimar Sinan'ın bir diğer projesi Sultan I. Süleyman'ın sadrazamı Rüstem Paşa için yaptırılan Rüstem Paşa Camii'dir. Cami İstanbul'un Fatih ilçesinin Tahtakale Mahallesi'nde bulunan Hasırcılar Çarşısı'nın ve Mısır Çarşısı'nın yakınında yer almaktadır.

İstanbul'daki Rüstem Paşa Camii

İznik çinileri, çiçekli ve geometrik desenleriyle caminin hem dış duvarını hem de içini süslemektedir. Bu cami insan ölçeğinde inşa edilmiştir. Genel olarak bakıldığında bu ölçek ve fayans kullanımının yoğunluğundan çok, şaşırtıcı düzeyde incelikli süslemeler dikkati çekmektedir. Cami sokak seviyesinin üzerinde yer aldığından yayalar tarafından kolaylıkla görülememektedir.

Rüstem Paşa Camii'nin iç kısmı

Bursa

Bursa Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk başkentiydi ve Osmanlı mimarisinin zenginliğini gözler önüne seren şehirlerden biriydi. Şehrin en ünlü yapısı olan Ulu Camii, şehrin tam kalbinde bulunmaktadır ve etrafı Bursa'nın tarihi önemi bulunan ticaret yollarına damgasını vuran, restore edilmiş kervansaraylardan oluşan geniş bir çarşı alanı ile çevrilidir.

1399 yılında Sultan I. Beyazıt (1389-1402) tarafından yaptırılan cami, belirgin bir Selçuklu üslubuna sahiptir. Metal çatıda 20 kubbe vardır. Bu mimari özellik, padişahın 20 cami inşa etme vaadinin bir sonucudur. Padişah Haçlıları yendikten sonra bu sayıda kubbeyi içeren bir cami yaptırmıştır.

Bursa Ulu Camii

Adana

99 metre yüksekliğindeki altı minareyle çevrili Sabancı Merkez Camii Adana'nın en önemli simgelerinden biridir.

1998 yılında inşa edilen bu cami, Türkiye'nin en etkileyici modern camilerinden biridir. Aynı anda 28.000'den fazla insanın ibadet edebileceği cami Orta Doğu'daki en büyük camilerden biridir.

Mimarisi ve iç tasarımı tamamen geleneksel Osmanlı üslubuyla uyumludur. Seyhan Nehri kıyısında konumlanan caminin çok sayıda pencereyle aydınlatılan geniş namazgahının duvarlarını ve 54 metre yüksekliğindeki kubbesini hat levhaları ve İznik çinileri süslemektedir.

Adana'daki Sabancı Merkez Camii 

Amasya

Amasya şehir merkezinde bulunan İkinci Beyazıt Külliyesi 1486 yılında inşa edilmiştir ve yukarıdan Yeşilırmak Nehri'ne bakmaktadır.

Eskiden medrese ve aşevi olarak kullanılan yapılar da dahil olmak üzere, cami ve inşa edilen diğer yapıların birçoğu, bugün hala külliyenin bünyesinde yer almaktadır.

Amasya İkinci Beyazıt Külliyesi

Külliyede bulunan camiden içeri girdiğinizde sizi süslü bir ahşap minber ve beyaz mermerden yapılmış mihrabın bulunduğu namazgah karşılamaktadır. Adım attığınız andan itibaren, çift kubbeli iç kısmı aydınlatan ışık size derin bir huzur ve arınmışlık hissi vermektedir.

Amasya İkinci Beyazıt Camii'nin iç kısmı

Sultan II. Beyazıt (1481-1512) tahta çıkmadan önce 27 yıl boyunca Amasya valiliği yapmıştır. İstanbul'da kendi adına yapılmış çok güzel bir cami olmasına rağmen, saltanatı sırasında, Amasya valisi olan oğlu Şehzade Ahmet tarafından yaptırılan Amasya'daki cami daha çok bilinmektedir.

Kastamonu

Camilerin iç kısımlarındaki işçilikle ilgilenen herkesin Mahmut Bey Camii'ni görmesi önerilmektedir. 1366 yılında inşa edilen, Kastamonu'ya 17 kilometre uzaklıktaki Kasaba köyünde bulunan bu mütevazı cami Türkiye'deki ahşap iç mekanlar arasında günümüze ulaşan en güzel örneklerden biridir.

İçeride, renksiz ancak bakımlı ahşap tavan ve sütunların yanı sıra oymalı ahşap balkon, çiçek desenleri ve geometrik desenlerle kaplıdır.

Caminin orijinal kapısı Kastamonu Etnografya Müzesi'nde sergilenmekle birlikte incelikli süslemeleri ile hayranlık uyandıran bir benzeri burada ziyaretçileri karşılamaktadır.

Mahmut Bey Camii'nin oymalı ahşap kapısı

Manisa

Daha önceki büyük camii yapımlarında olduğu gibi, Muradiye Camii de ünlü Mimar Sinan tarafından tasarlanmıştır.

Sultan II. Selim'in oğlu III. Mehmed (1595-1603) Osmanlı İmparatorluğu'nun başına geçtikten sonra, daha önce valilik yaptığı Manisa kentinde bu caminin yapılması doğrultusunda emir vermiştir.

Cami vitray pencereler ile aydınlatılan iç kısmı ve minaresini süsleyen kaliteli İznik çini işlemeleri ile bilinmektedir.

Manisa'daki Muradiye Camii

Üsküdar

Türkiye'de çok sayıda modern cami bulunmaktadır ve bunların neredeyse hepsi geleneksel Osmanlı mimari çizgilerine sahiptir. Ancak Üsküdar semtindeki Şakirin Camii geleneksel üsluptan uzak bir camiyi görmek isteyenlerin ziyaret edebileceği camilerin başında gelmektedir.

Mimar Hüsrev Tayla ve iç mimar Zeynep Fadıllıoğlu tamamen çağdaş ve özgün bir cami tasarlamak için 2009 yılında işbirliği yapmıştır.

Camiyi ziyaret edenlerin dikkatini akrilik kubbesi ve su damlası şeklindeki cam kürelerden oluşan devasa avizesiyle öne çıkan namazgah çekmektedir. Süslü hat levhalarının bulunduğu bu ibadet alanının üç tarafı camla çevrilidir.

İstanbul'un Üsküdar semtinde bulunan modern Şakirin Camii

Yukarıda bahsedilen ve birbirinden etkileyici özellikleri ile ziyaretçilerine huzur dolu anlar sunan minarelerden hangisini seçerseniz seçin, HalalBooking.com size o şehirdeki en uygun helal dostu otel, villa ve daireleri sunmaktadır. Siz de kemerli detayları ve desenli tavanları ile göz dolduran minareleri, camileri ve mimari tasarımları görünce bu muazzam yapılar karşısında büyüleneceksiniz.